Aysa Hukuk
Ziynet Eşyası Alacağı Davası: Düğün Takıları Kime Aittir?

Ziynet Eşyası Alacağı Davası: Düğün Takıları Kime Aittir?

Av. Aytunç Özcan
13 dakika okuma

1. Giriş

Boşanma davalarında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, düğünde takılan altın, para ve diğer ziynet eşyalarının kime ait olduğu meselesidir. Halk arasında “düğün takıları” olarak bilinen ziynet eşyaları; bilezik, kolye, küpe, yüzük, takı seti, çeyrek altın, yarım altın, tam altın, cumhuriyet altını, para, döviz ve benzeri ekonomik değere sahip eşyaları kapsayabilir.

Evlilik birliği devam ederken düğün takıları çoğu zaman ortak ihtiyaçlar, ev alımı, araç alımı, borç ödemesi veya aile giderleri için bozdurulabilmektedir. Ancak boşanma sürecine girildiğinde, bu takıların kime ait olduğu, kimin zilyetliğinde kaldığı, bozdurulup bozdurulmadığı ve iade edilip edilmeyeceği önemli bir hukuki uyuşmazlık hâline gelir.

Uzun yıllar boyunca Yargıtay uygulamasında, düğünde takılan ziynet eşyalarının kural olarak kadına ait olduğu kabul edilmekteydi. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2024 tarihli kararıyla birlikte bu konuda önemli bir içtihat değişikliği yaşanmıştır. Yeni yaklaşımda, öncelikle taraflar arasında bir anlaşma olup olmadığına, sonra yerel örf ve âdetin ispat edilip edilmediğine, bunlar yoksa takının kime takıldığına ve takının cinsiyete özgü niteliğine bakılmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararında önceki uygulamadan açıkça dönüldüğü ve yeni ilkelerin benimsendiği görülmektedir.

Bu nedenle ziynet eşyası alacağı davalarında artık yalnızca “düğünde takılan takılar kadına aittir” şeklinde genel bir kabulden hareket etmek yeterli değildir. Her somut olayda takıların kime takıldığı, ne tür takı olduğu, taraflar arasında paylaşım anlaşması bulunup bulunmadığı, yöresel örf ve âdetin ispatlanıp ispatlanmadığı ve takıların kimin zilyetliğinde kaldığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

image

2. İlgili Yasal Düzenleme

Ziynet eşyası alacağı davalarında temel dayanak, Türk Medeni Kanunu’nun kişisel mallara ve ispat yüküne ilişkin hükümleri ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel ispat kurallarıdır. Türk Medeni Kanunu m.220’ye göre eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya ile karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri kişisel mal sayılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de ziynet eşyalarını, evlilik sebebiyle eşlere verilen ekonomik değer taşıyan takılar ve süs eşyaları kapsamında değerlendirmektedir. Kararda bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi eşyaların ziynet eşyası olarak kabul edildiği belirtilmiştir.

Türk Medeni Kanunu m.222’ye göre belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kişi, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190 da ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıadan kendi lehine hukuki sonuç çıkaran tarafa ait olduğunu düzenlemektedir. Bu nedenle ziynet eşyası alacağı davasında davacı taraf, dava konusu takıların varlığını, bu takıların kendisine ait olduğunu ve karşı tarafta kaldığını veya rızası dışında elinden çıktığını ispatlamakla yükümlüdür. HMK m.190 hükmü de genel ispat yükünü bu şekilde belirlemektedir.

Ziynet eşyası alacağı, boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi, boşanma davasından ayrı ve bağımsız bir dava olarak da açılabilir. Bu dava, boşanmanın fer’î niteliğinde olmayıp malvarlığına ilişkin ayrı bir talep niteliğindedir. Bu nedenle dava dilekçesinde ziynetlerin cinsi, adedi, gramı, ayarı ve yaklaşık bedeli mümkün olduğunca açık şekilde belirtilmelidir.

Ziynet eşyalarının aynen iadesi istenebileceği gibi, aynen iade mümkün değilse bedelinin tahsili de talep edilebilir. Uygulamada dava çoğu zaman terditli şekilde açılır. Yani öncelikle takıların aynen iadesi, bu mümkün olmadığı takdirde bedelinin davalıdan tahsili talep edilir. Bedel talebi bakımından genel zamanaşımı süresi olarak Türk Borçlar Kanunu m.146’da düzenlenen on yıllık süre dikkate alınmaktadır. TBK m.146’ya göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.

image

3. Düğün Takıları Kime Aittir?

Düğün takılarının kime ait olduğu konusunda artık üç aşamalı bir değerlendirme yapılmalıdır. İlk olarak taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda açık veya örtülü bir anlaşma olup olmadığı araştırılır. Taraflar düğün öncesinde veya sonrasında takıların nasıl paylaşılacağı konusunda anlaşmışlarsa, kural olarak bu anlaşmaya göre karar verilir.

İkinci olarak, taraflar arasında anlaşma yoksa yerel örf ve âdetin varlığı incelenir. Örneğin bazı yörelerde erkeğe takılan takıların erkeğe, kadına takılan takıların kadına ait olacağı yönünde güçlü ve ispatlanabilir bir örf ve âdet bulunabilir. Ancak bu örf ve âdetin yalnızca soyut şekilde ileri sürülmesi yeterli değildir; tanık beyanları, düğün görüntüleri, yöresel uygulama ve somut olayın özellikleriyle ispatlanması gerekir.

Üçüncü olarak, taraflar arasında anlaşma veya ispatlanmış yerel örf ve âdet yoksa, Yargıtay’ın güncel yaklaşımına göre takının kime takıldığı ve niteliği dikkate alınır. Buna göre erkeğe ve kadına takılan ekonomik değer taşıyan şeyler kural olarak kendilerine ait kabul edilir. Ancak takı karşı cinse özgü ise, kime takıldığına bakılmaksızın o cinse verilmiş sayılır. Örneğin bilezik, gerdanlık, küpe, kadın yüzüğü gibi kadına özgü ziynetlerin kadına ait olduğu; erkek saati, erkek yüzüğü, kol düğmesi gibi erkeğe özgü eşyaların ise erkeğe ait olacağı kabul edilebilir.

Çeyrek altın, yarım altın, tam altın, cumhuriyet altını, gram altın, para ve döviz gibi cinsiyete özgü olmayan ekonomik değerler bakımından ise kural olarak kime takıldığı önem taşır. Takı sandığına veya takı torbasına konulan değerler bakımından ise Yargıtay, bu şey kadına veya erkeğe özgü ise o cinse verilmiş sayılacağını; her iki cinse de özgü olduğu belirlenirse ortak kabul edileceğini belirtmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2024 tarihli kararında bu esaslar açık şekilde ortaya konulmuştur.

image

4. Ziynet Eşyası Alacağı Davası Hangi Hallerde Açılır?

Ziynet eşyası alacağı davası, düğünde veya evlilik sürecinde eşlerden birine takılan veya verilen ziynet eşyalarının iade edilmemesi hâlinde açılır. Bu dava çoğunlukla boşanma sürecinde gündeme gelse de, boşanma davası açılmadan önce veya boşanma davası kesinleştikten sonra da açılabilir.

Uygulamada ziynet eşyası alacağı davası özellikle şu hallerde açılmaktadır:

Birincisi, düğünde takılan altınların ve paraların eşlerden biri veya ailesi tarafından alınarak iade edilmemesi hâlidir. Özellikle düğünden hemen sonra takıların “güvenli yerde saklanacağı” gerekçesiyle alınması, daha sonra iade edilmemesi sık karşılaşılan uyuşmazlıklardandır.

İkincisi, ziynetlerin evlilik birliği içinde bozdurularak ev, araba, eşya, borç ödemesi veya düğün masrafları için kullanılmasıdır. Bu durumda ziynetlerin malikinin açık rızası olup olmadığı ve bu rızanın iade edilmemek üzere verilip verilmediği önem taşır. Kadına ait ziynetler bozdurulmuşsa, bu ziynetlerin iade edilmemek üzere verildiğini ispat yükü çoğu durumda davalı tarafa düşer.

Üçüncüsü, taraflardan birinin evden ayrılırken ziynetleri yanında götürmediği, ziynetlerin diğer eşte veya aile büyüklerinde kaldığı iddiasıdır. Bu tür durumlarda davacı, ziynetlerin varlığını ve kendi zilyetliğinde kalmadığını inandırıcı delillerle ispatlamalıdır.

Dördüncüsü, düğün görüntülerinde görünen takılar ile fiilen teslim edilen takılar arasında fark bulunmasıdır. Düğün videosu, fotoğraf, tanık beyanı, takı listesi ve kuyumcu kayıtları bu davalarda önemli delil niteliği taşır.

image

5. Uygulama Süreci

Ziynet eşyası alacağı davasında başarılı bir sonuç alınabilmesi için dava açmadan önce delillerin doğru şekilde hazırlanması gerekir. Çünkü bu davalarda uyuşmazlık çoğu zaman “takıların kime ait olduğu” kadar “takıların gerçekten var olup olmadığı” ve “kimde kaldığı” üzerinde yoğunlaşır. İlk aşamada düğün fotoğrafları, düğün videosu, takı merasimine ilişkin kayıtlar, takı listesi, kuyumcu faturaları, banka kayıtları, WhatsApp yazışmaları, aile içi mesajlaşmalar ve tanık anlatımları toplanmalıdır. Özellikle takıların düğün sırasında kime takıldığı, takı sandığına mı konulduğu, kadına mı yoksa erkeğe mi verildiği, düğünden sonra kim tarafından alındığı bu delillerle ortaya konulmalıdır. İkinci aşamada ziynetlerin türü, sayısı, ayarı ve gramı mümkün olduğunca netleştirilmelidir. Dava dilekçesinde “düğünde takılan tüm altınlar” gibi soyut bir talep yerine, örneğin “10 adet 22 ayar bilezik, 20 adet çeyrek altın, 5 adet yarım altın, 3 adet tam altın, 1 adet takı seti” şeklinde ayrıntılı açıklama yapılması davanın sağlıklı yürütülmesi bakımından önemlidir. Üçüncü aşamada görevli ve yetkili mahkeme belirlenmelidir. Ziynet eşyası alacağı davalarında görevli mahkeme kural olarak aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Dava boşanma davası ile birlikte açılabileceği gibi, ayrı bir dava olarak da açılabilir. Dördüncü aşamada dava dilekçesinde talep sonucu doğru kurulmalıdır. Uygulamada en sağlıklı yöntem, ziynet eşyalarının öncelikle aynen iadesini, aynen iade mümkün değilse dava tarihindeki veya bilirkişi incelemesiyle belirlenecek bedelinin yasal faiziyle tahsilini talep etmektir. Talep sonucu açık kurulmadığında, mahkeme taleple bağlılık ilkesi gereği davacının istemediği bir şeye karar veremez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de 04.04.2024 tarihli kararında hâkimin tarafların talep sonucu ile bağlı olduğunu ayrıca vurgulamıştır. Beşinci aşamada bilirkişi incelemesi yapılır. Bilirkişi, düğün görüntülerini inceleyerek takıların türünü, sayısını, gramını ve yaklaşık değerini belirleyebilir. Gerektiğinde kuyumcu bilirkişiden rapor alınır. Raporda eksik değerlendirme yapılması, görüntülerin yeterince incelenmemesi veya takıların yanlış sınıflandırılması hâlinde bilirkişi raporuna itiraz edilmelidir.

image

6. İspat Yükü ve Deliller

Ziynet eşyası alacağı davalarında en kritik mesele ispat yüküdür. Davacı taraf, öncelikle dava konusu ziynetlerin varlığını ispatlamalıdır. Bunun için düğün videosu, fotoğraf, takı listesi, tanık beyanı ve bilirkişi incelemesi kullanılabilir. Bunun yanında davacı, ziynetlerin kendi üzerinde veya kendi zilyetliğinde kalmadığını da ispatlamalıdır. Yargıtay’ın güncel yaklaşımında, kadına özgü ziynetlerin olağan olarak kadın eşin himayesinde bulunacağı kabul edilmekte; bunun aksini ileri süren kadının, ziynetlerin kendisinde kalmadığını şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlaması gerektiği belirtilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2024 tarihli kararında, ziynet alacağı davasında dava konusu altınların varlığı ve bu altınların kadın eşte olmadığı hususunun ispatlanması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Ancak bazı durumlarda ispat yükü yer değiştirebilir. Örneğin davalı erkek, ziynetlerin kendisi tarafından alındığını, bozdurulduğunu veya kullanıldığını kabul ediyorsa; bu durumda ziynetlerin iade edildiğini veya iade edilmemek üzere rıza ile verildiğini ispat yükü davalı tarafa geçebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin aynı kararında, mesaj kayıtlarıyla erkeğin ziynetlere ilişkin beyanlarının ortaya konulması üzerine ispat yükünün erkeğe geçtiği ve erkeğin ziynetleri iade ettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle kararın bozulduğu görülmektedir. Bu nedenle ziynet alacağı davalarında yalnızca tanık beyanına dayanmak her zaman yeterli olmayabilir. Özellikle WhatsApp mesajları, ses kayıtları, banka hareketleri, kuyumcu satış kayıtları, düğün CD’si, fotoğraf ve takı listesi gibi objektif deliller dosyanın kaderini belirleyebilir.

image

7. Doktrinsel ve Pratik Değerlendirme

Ziynet eşyası alacağı davaları, klasik anlamda yalnızca boşanmanın mali sonucu olarak görülmemelidir. Bu davalar, mülkiyet hakkı, kişisel mal, bağışlama, zilyetlik, ispat yükü ve aile hukukuna özgü fiilî karinelerin birlikte değerlendirildiği karma nitelikte davalardır. Özellikle Yargıtay’ın 04.04.2024 tarihli içtihat değişikliği, eski yaklaşımın mutlak şekilde uygulanamayacağını göstermiştir. Türkiye Barolar Birliği Dergisi’nde 2025 yılında yayımlanan çalışmada da Yargıtay’ın 04.04.2024 tarihinden önce genel olarak düğünde takılan ziynet ve ekonomik değerlerin kadına bağışlanmış sayıldığı, ancak 2024 tarihli kararla birlikte anlaşma, yerel örf ve âdet, takının kime verildiği ve cinsiyete özgü olup olmadığı kriterlerinin öne çıktığı belirtilmektedir. Buna göre artık düğün takılarının aidiyeti belirlenirken şu sırayla değerlendirme yapılması daha doğru olacaktır: Önce taraflar arasında takıların paylaşımına dair bir anlaşma bulunup bulunmadığı incelenmeli, anlaşma yoksa yerel örf ve âdetin ispatlanıp ispatlanmadığına bakılmalı, bu da yoksa takının kime takıldığı ve takının cinsiyete özgü olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bu değişiklik, özellikle erkeğe takılan çeyrek altın, para, döviz ve cinsiyete özgü olmayan takılar bakımından önemlidir. Eski uygulamada bu değerlerin çoğu zaman kadına ait olduğu kabul edilirken, yeni yaklaşımda cinsiyete özgü olmayan ekonomik değerlerin kime takıldığı veya takı sandığına konulup konulmadığı daha fazla önem kazanmaktadır. Buna karşılık kadına özgü ziynetler bakımından kadın lehine koruyucu yaklaşım tamamen ortadan kalkmış değildir. Bilezik, küpe, kolye, gerdanlık, takı seti gibi kadına özgü ziynetler, kime takıldığı tartışmalı olsa bile kadına ait kabul edilebilir. Ancak yine de davacı taraf bu ziynetlerin varlığını ve kendisinde kalmadığını ispatlamak zorundadır.

8. Yargıtay İçtihatları

image

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 tarih, 2023/5704 E., 2024/2402 K.

Bu karar, ziynet eşyalarının aidiyeti konusunda güncel içtihat değişikliğini ortaya koyan temel kararlardan biridir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, önceki uygulamasında düğünde kim tarafından, hangi eşe ne verilirse verilsin bunların kural olarak kadına ait sayıldığı yönünde kararlar verdiğini belirtmiş; ancak toplumsal geleneklerin değişmesi, ekonomik ilişkilerin farklılaşması ve düğünlerde eşlere ortak yaşamı desteklemek amacıyla ekonomik değerler verilmesi nedeniyle içtihat değişikliğine gidildiğini açıklamıştır. Yeni yaklaşıma göre taraflar arasında anlaşma varsa buna göre, anlaşma yoksa ispatlanan yerel örf ve âdete göre, bu da yoksa ekonomik değer taşıyan şeylerin kime takıldığına ve cinsiyete özgü niteliğine göre karar verilmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 tarih, 2023/5704 E., 2024/2402 K. — İspat Yükü Yönünden

Aynı kararda Yargıtay, ziynet alacağı davalarında ispat yükü bakımından da önemli değerlendirmelerde bulunmuştur. Karara göre, ziynet alacağı davasında dava konusu altınların varlığı ve bu altınların kadın eşte olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır. Ancak somut olayda mesaj kayıtlarından davalı erkeğin ziynetlerle ilgili teslim veya getirme vaadinde bulunduğu anlaşıldığından, ispat yükünün yer değiştirdiği kabul edilmiştir. Davalı erkek, ziynetlerin kendisinde olmadığını veya kadına iade edildiğini ispatlayamadığından ziynet alacağı talebinin reddi doğru bulunmamış ve karar bozulmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.04.2021 tarih, 2017/1038 E., 2021/458 K.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2021 tarihli kararında, eski içtihat çizgisi kapsamında düğünde takılan ziynet eşyalarının ve paraların kime takılırsa takılsın kural olarak kadına ait olduğu kabul edilmiştir. Bu karar, 04.04.2024 tarihli içtihat değişikliğinden önceki yerleşik yaklaşımı göstermesi bakımından önemlidir. Kararda düğünde takılan ziynetlerin kadının kişisel malı olduğu ve aksi yönde örf-âdet veya anlaşma iddiasının ispatlanması gerektiği değerlendirilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/1391 E., 2014/11521 K.

Bu kararda, ziynet eşyalarının evlilik birliği içinde bozdurulması hâlinde ispat yükünün nasıl değerlendirileceği ele alınmıştır. Yargıtay, kadının rızası ile bozdurulan ziynetlerin iade edilmemek üzere verildiğinin davalı tarafça ispatlanması gerektiğini kabul etmiştir. Somut olayda ziynetlerin iade edilmemek üzere verildiğine dair delil bulunmadığından, ziynetlerin iade koşullarının oluştuğu belirtilmiştir. Bu karar, özellikle “altınlar evlilik birliği için harcandı” savunmasının tek başına yeterli olmadığını göstermesi bakımından önemlidir.

9. Sonuç / Öneri

Ziynet eşyası alacağı davaları, boşanma sürecinde taraflar arasında en fazla tartışma yaratan malvarlığı uyuşmazlıklarından biridir. Bu davalarda yalnızca takıların düğünde takılmış olması yeterli değildir; takıların türü, kime takıldığı, kimin tarafından alındığı, kimde kaldığı, bozdurulup bozdurulmadığı ve iade edilip edilmediği ayrı ayrı ispatlanmalıdır.

Yargıtay’ın güncel yaklaşımı dikkate alındığında, düğün takılarının aidiyetinde artık tek ve mutlak bir kuraldan söz etmek doğru değildir. Öncelikle taraflar arasında anlaşma olup olmadığına, daha sonra yerel örf ve âdetin ispat edilip edilmediğine, bunlar yoksa takının kime takıldığına ve takının cinsiyete özgü olup olmadığına bakılmalıdır. Bu nedenle özellikle 2024 sonrası açılacak ziynet davalarında dava dilekçesi ve delil stratejisi bu yeni içtihat doğrultusunda hazırlanmalıdır.

Ziynet alacağı davası açacak kişi, düğün görüntülerini, fotoğrafları, takı listelerini, kuyumcu kayıtlarını, mesajlaşmaları ve tanıklarını dava öncesinde dikkatle hazırlamalıdır. Davalı taraf ise ziynetlerin iade edildiğini, davacının rızasıyla ve iade edilmemek üzere verildiğini veya kendisinde bulunmadığını somut delillerle ortaya koymalıdır. Aksi hâlde mahkeme, mevcut delil durumuna göre ziynetlerin aynen iadesine veya bedelinin ödenmesine karar verebilir.

10. AYSA Hukuk & Danışmanlık Tavsiyesi

image

Ziynet eşyası alacağı davalarında başarı, büyük ölçüde delillerin doğru toplanmasına ve Yargıtay’ın güncel içtihat değişikliğinin dava dilekçesine doğru yansıtılmasına bağlıdır. Düğün videosu, fotoğraf, takı listesi, WhatsApp yazışmaları, kuyumcu kayıtları ve tanık beyanları dava açılmadan önce birlikte değerlendirilmelidir.

AYSA Hukuk & Danışmanlık olarak ziynet eşyası alacağı davalarında; düğün takılarının hukuki aidiyetinin belirlenmesi, boşanma davasıyla birlikte veya ayrı dava olarak ziynet alacağı talebinin hazırlanması, aynen iade ve bedel tahsili taleplerinin oluşturulması, bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi ve güncel Yargıtay içtihatlarına uygun dava stratejisinin kurulması konularında hukuki destek sunmaktayız.

Düğün takıları, yalnızca aile içi bir mesele olarak görülmemelidir. Ziynet eşyaları çoğu zaman ciddi ekonomik değere sahip olup, hatalı veya eksik yürütülen hukuki süreçler önemli hak kayıplarına neden olabilir. Bu nedenle ziynet eşyası uyuşmazlığı yaşayan kişilerin, dava açmadan önce uzman hukuki destek alması büyük önem taşır.

AYSA Hukuk & Danışmanlık Web Sitesi: aysahukuk.com E-posta: info@aysahukuk.com Telefon: 0541 217 81 88 Adres: Melih Gökçek Bulvarı HM Office Commerce Center No: 63/17 Yenimahalle/ANKARA

Kaynakça 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.220, m.222. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.190. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.146. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 T., 2023/5704 E., 2024/2402 K. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.04.2021 T., 2017/1038 E., 2021/458 K. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/1391 E., 2014/11521 K. Koçak Diker, Duygu / Bağ Canbaz, Elvan, “Güncel Yargıtay Kararları Işığında Eşlere Verilen Ziynet Eşyası Üzerindeki Hak Sahipliği”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2025, S.178.

Av. Aytunç Özcan

Av. Aytunç Özcan

Ticaret hukuku, şirketler hukuku ve ceza hukuku alanlarında danışmanlık hizmetleri vermektedir.